17 Mart 2012 Cumartesi

2.Ligde Bu Futbolculara Dikkat !

İkinci ligde bu sezon geride kalan haftalarda gösterdiği performansıyla dikkatleri üzerine çeken ya da dikkat edilmesi gereken ve gelecek vaad eden genç isimleri takip ettiğim kadarıyla bir başlık altında toplamak istedim. Ayrıca şimdiden transferin gözde ismi haline gelmiş olanları eminim vardır ve bu isimlerden özellikle bazılarını gelecek (yaz) transfer döneminde adını sıkça duyabiliriz.


#Mikail Albayrak (Bozüyükspor)
1992 Fransa doğumlu ve 16 yaşında Eskişehirspor alt yapısında oynamaya başlamıştı. 2010 yılında Eskişehirspor'da profesyonel sözleşme imzalayan Mikail, sezon başında maç tecrübesi kazanması ve kendini biraz daha geliştirmesi için Bozüyükspor'a kiralık olarak gönderilmişti. Bu sezon kiralık olarak geldiği Bozüyükspor'da şuana kadar gösterdiği performansıyla takımın vazgeçilmez isimlerinden birisi halinde. Bozüyükspor formasıyla çıktığı 19 maçta 8 golü bulunan Mikail oldukça iyi bir sezon geçiriyor. Fiziği güçlü, tekniği iyi ve hızlı bir futbolcu. Özellikle sol ayağını çok iyi kullanıyor. Eskişehirspor'un bir yıllığına kiralık olarak değerlendirdiği Mikail'i sezon sonunda büyük ihtimalle Eskişehir'e geri çağıracak ve A takımda şans vermeye başlayacaktır. Eskişehirspor'un bu yeteneği kolay kaybedeceğini sanmıyorum ama değerlendirememek gibi bir niyetleri varsa üst liglerden bir çok takımın takipte olduğuna eminim. Bana göre şu haftaya kadar olan bölümde bile tekrar Eskişehirspor A takıma dönecek performansı gösterdiğini düşünüyorum. İkinci lige de fazla bir oyuncu olduğunu belirtmek isterim.

#Ömer Ali Şahiner (Konya Torku Şekerspor)
2008 yılında profesyonel sözleşme imzalayan Ömer, daha 16 yaşındayken Konya Torku Şekerspor ile A takım forması giymeye başladı. Buradaki performansıyla Fenerbahçe'nin ve milli takım gözlemcilerinin dikkatini çekmeyi başaran 1992 doğumlu Ömer Ali Şahiner, Konya Torku Şekerspor forması ile yükselişe devam ediyor. Pozisyonu gereği daha çok asist yapmaya yönelik olmasına rağmen Konya Şekerspor forması ile 20 maçta 5 golü bulunuyor. Sağ ve sol açık mevkiilerinden oynayabiliyor. Geçtiğimiz aylarda Konya Torku Şekerspor'un Fenerbahçe ile oynadığı Türkiye kupası maçını izleyenler kendisini mutlaka hatırlayacaktır. Sahada basmadık yer bırakmayan sürekli gezgin halde oynayan, son vuruşları gayet iyi, ayaklarını oldukça etkili kullanabiliyor ve adam eksiltebilen özellikle üstelik bunu hızıyla-alıp götürmeleriyle yapabilen, hızlı hücumlar geliştirebilen bir oyuncu. Geçtiğimiz yaz döneminde Avrupa Şampiyonası 2011 finallerinde U-19 milli takımımızın formasını giymişti. Daha öncesine gidersek 2009 yılında U-17 Dünya kupasında kendini göstermiş, kanıtlamıştı. Artık sezon sonunda Konya Torku Şekerspor ile yollarını ayırabilir ve yeni sezonda Konyaspor'da ya da üst liglere gitmenin vakti geldiğine göre başka bir takımda görebiliriz.

#Ali Akburç (Balıkesirspor)
1988 Ankara doğumlu Ali Akburç Gençlerbirliği alt yapısından yetişmiş bir futbolcu. Gençlerbirliği'nde A2 takımında forma giydi. Daha sonra Fethiyespor, Şanlıurfaspor ve Hacettepe'de kiralık olarak değerlendirildi. Geçen sezon Hacettepe formasıyla gösterdiği performans ile bir çok takımın dikkatini çekmeyi başaran Ali, çıkışını bu sene de sürdürüyor. Şampiyonluk mücadelesinin kıyasıya sürdüğü 2.lig beyaz grupta Balıkesirspor'un en etkili isimlerinden birisi halinde. Sağ kanat oynamasına rağmen gol yollarında oldukça etkili bir isim. Balıkesirspor ile çıktığı 18 maçta 9 golü bulunuyor ve bir çok maçın kazanılmasında başrol oynadı. Ayrıca duran topları çok etkili kullanabiliyor. Geçtiğimiz sezon kiralık olarak formasını giydiği Hacettepe'de attığı 11 golün 3'ünü frikikten kaydetmişti. Pozisyonu itibariyle ve oyun anlayışıyla daha çok gol attırmaya yönelik bir oyuncu fakat skora da ciddi katkılar sağlıyor. Balıkesirspor ile olan sözleşmesi 2013 yılına kadar devam ediyor.

#Onur Alkan (Körfez FK)
Sezon başında Kocaelispor'dan Körfez Futbol Kulübüne geçen isimlerin arasında yer alan 1990 doğumlu Onur Alkan, geride kalan haftalarda Körfez'in Ercan Agaçe, Serdar Topraktepe ve Engin Öztonga'dan sonra en uzun süre oyunda kalan ismi oldu. Defans blogunun önünde çok iyi performans gösteriyor. Oyun zekası ve oyun bilgisini çok doğru ve üst düzey sahaya yansıtabiliyor. Partnerinin Engin Öztonga gibi bir tecrübenin olması da onun için ayrı bir avantaj. İsabetli pasları, oyunu yönlendirmesi, kazandığı topları çok doğru kullanmasıyla Körfez orta sahasını neredeyse tek başına çekip çeviriyor. Körfez FK formasıyla bu sezon oynadığı 20 maçta 2 de golü bulunuyor. Körfez'in 35 kişilik kadrosunda ve çok tecrübeli isimlerin arasından kendini belli ederek formayı kapması ve sağladığı istikrar dahi başarılı olduğunu göstermeye yeterli. 

#Üstün Bilgi (Kızılcahamamspor)
1988 doğumlu bir futbolcu için "genç" diyemeyiz. Fakat daha iyi yerlere gelmesi ve transferinin gerçekleşmesi için gerekli olan çıkışı yapması doğrultusunda üst liglere yönelik geleceği olan bir futbolcu olabilir. Üstün Bilgi'de durum aynen böyle. Yıllarca Bursaspor tarafından kiralık olarak değerlendiren Üstün, M.Kemalpaşaspor ve Oyak Renaultspor formalarıyla 3.ligde yeterli çıkışı yapsa da bir türlü Bursaspor'a tekrar dönemedi. İlk defa ikinci lige transfer olduğunda İskenderun Demir Çelikspor'da sadece yarım sezon kalabildi zaten forma şansı da bulamıyordu ve tekrar Oyak Renaultspor'a geri döndü. Tabii bu arada Bursaspor ile olan sözleşmeside karşılıklı son buldu. Bu sezona Kızılcahamamspor ile başlayan Üstün Bilgi hiç kimsenin beklemediği, 3.lig futbolcusu dediği bir ortamda müthiş bir çıkış yaptı. Şüphesiz Üstün'ün bu sezon çok farklı bir performans gösteriyor olmasında Tunahan Akdoğan payı büyük. Çünkü onu Bursaspor alt yapısından tanıyor ve çok iyi biliyor. Bu da oyuncuyu doğru kullanmak, yönlendirmek ve çok daha fazla verim alabilmek için önemli bir etken. Kızılcahamamspor'un tamamıyla onun üstünde kurmuş olduğu bir oyun sistemi var. Üstün gol atarsa kazanıyorlar yoksa işleri zorlaşıyor. Kendisi belki de ligin en formda isimlerinden birisi ve attığı 19 gol ile ikinci ligin en golcü oyuncusu. Her takımın savunmasını zorlayabilecek fizik özelliklerine sahip, çok kuvvetli bir oyuncu. Ceza sahasına topla birlikte giriş yaptığı her an golcülüğünü konuşturabiliyor ve özel yeteneklere sahip. Ona gönderilen topu bir şekilde alıyor, saklıyor ve rakip kalede tehlikeye çevirebiliyor. Geçtiğimiz günlerde A2 milli takımının geniş kadrosunda yer aldığını belirten Üstün, kısa zamanda çağırılacağını ve haber beklediğini açıklamıştı. Onun hayalinde top toplayacılığını yaptığı, alt yapısında oynadığı Bursaspor'a tekrar dönmek var. Bülent Korkmaz ve Samet Aybaba döneminde Bursaspor'da A takımla birlikte çalışmalara katılmış fakat forma şansı bulamamıştı.

#Oğuzhan Berber (Denizli Belediyespor)
1992 doğumlu olan Oğuzhan, Denizlispor'un alt yapısında yetişti. 2010-11 sezonunda Denizlispor A2 takımın düzenli olarak forma giyiyor ve zaman zaman A takım kadrosuna çağrılıyordu. Denizlispor ile dört kez Bank Asya 1.lig karşılaşmasında görev aldı. Sezon başında şehrin diğer takımı Denizli Belediyespor'a kiralık olarak verildi. Üst sıraları zorlayan ve play-off'a kalabilme mücadelesi veren Denizli Belediyespor'un sürekli oyuncularından birisi. Sahaya baktığınızda onun sahip olduğu yetenekleri görmemeniz imkansız. Orta sahada çok hareketli ve her an sürpriz çıkışlar yapabilecek bir oyuncu. Hamza Hamzaoğlu tarafından alt yapıdan keşfedilen ve 2011 yılında profesyonel imzayı atan Oğuzhan'ın Denizlispor ile 2015 yılına kadar sözleşmesi bulunuyor.

#Sefa Akın Başıbüyük (1461 Trabzon)
2007 yılında Çorumspor'a transfer olan ve alt yapısında oynamaya başlayan 1993 doğumlu Sefa, Çorumspor'un yaşadığı sıkıntılar nedeniyle 2010 yılında mecburiyetten dolayı profesyonel imza attırılan dört futbolcudan birisiydi. Geçtiğimiz sezon ligin ikinci yarısı kampında Gürses Kılıç'ın gözüne girmeyi başarmıştı. 6 Mart 2011 tarihinde Adıyamanspor'a karşı oyuna sonradan girmişti ve 2.ligde ilk maçıydı. Önemi büyük bu maçta son dakikalarda bir de gol attı. Attığı o gol bir anlamda kaderini çizmişti. Sonrasında ligin kalan 7 maçında ilk 11'de yer buldu ve ortaya koyduğu performansıyla dikkatleri çekti. Ağustos ayında 300 bin TL. bonservis bedeli karşılığında Trabzonspor'a transfer olmuştu. Trabzonspor, sezon başında transfer ettiği Sefa'yı 1461 Trabzonspor'a kiralık olarak gönderdi. Sol bek mevkiinde oynayan Sefa, 1461 Trabzonspor'da sezon başından bu yana 15 maçta görev aldı. Ayrıca kendisi U-19 milli takımımızında sürekli oyuncusu. 2011 Avrupa 19 yaş altı şampiyonasında forma giymişti.

#Zeki Yavru (1461 Trabzon)
Trabzon'lu ve Trabzonspor'un alt yapısından yetişen 1991 doğumlu Zeki Yavru, ilk profesyonel imzayı 2010 yılında 1461 Trabzon'a atmıştı. Geçtiğimiz sezon çok fazla forma şansı bulamamasına rağmen Trabzonspor bir süredir takip ettiği, izlettiği oyuncuya 26 Ocak 2011 tarihinde 4,5 yıllık sözleşme imzalattı. Böylece tekrar Trabzonspor'un futbolcusu oldu ve A takımla birlikte çalışması bekleniyordu. Fakat sezon başında 1461 Trabzon'a kiralık olarak gönderildi. Orta sahanın ortasında görev yapan, oyunun her iki yönünüde oynayabilen ve gol atabilme özellikleri bulunan bir futbolcu. Bu sezon oynadığı 18 maçta 5 golü bulunuyor. Ayrıca 61 numaralı formayı giyiyor. Trabzonspor ile 2015 yılına kadar olan bir sözleşmesi var.

#İlhan Depe (Şanlıurfaspor)
2005 yılında alt yapısına geçtiği Bursaspor'da 2007 yılında profesyonel oldu. 1992 Bursa doğumlu İlhan, A2 liginde 63 maça çıktı ve bu maçlarda 19 gol atmıştı. 2011-12 sezonu öncesi kamp kadrosuna Ertuğrul Sağlam tarafından dahil edildi. Fakat maç tecrübesi kazanması için sezon sonuna kadar Şanlıurfaspor'a kiralandı. Şanlıurfaspor'da 15 kez forma giyen İlhan Depe'nin 3 golü bulunuyor. Bu gollerin birini Ziraat Türkiye Kupasında Şanlıurfaspor formasıyla Bursaspor'a karşı atmıştı. Ayrıca U-15, U-16 ve U-18 milli takımlarında 14 kez forma giydi ve 1 de golü var. Sol daha ağırlıklı olmak üzere her iki kanatta da rahatlıkla oynayabiliyor. Bursaspor ile 2014 yılına kadar sözleşmesi bulunan İlhan Depe, sezon sonunda Bursaspor'a dönebilecek mi kestirmek biraz zor açıkçası. Tahmini olarak bir sezon daha kiralık olarak düşünülebilir. Çünkü Şanlıurfaspor'da yeteri kadar forma şansı bulamadığını düşünüyorum. Daha fazla şans bulabileceği bir takımda değerlendirildiğinde önümüzdeki bir kaç yılda adından sıkça söz ettirmesi mümkün görünüyor.

#Hacı Mustafa Karabulut (Bozüyükspor)
1988 Yozgat doğumlu Mustafa, 2006 yılında o zamanki adıyla Etimesgut Şekerspor'da profesyonel olmuş, takımda kendisini göstermiş ve dikkatleri çekmişti. İki sezon üst üste Şekerspor'un sürekli oyuncularından birisiydi. Bu performansı onun Adanaspor'a transferini gerçekleştirdi. Fakat burada yalnızca 3 maça çıkabilen Mustafa devre arasında Türk Telekomspor'a kiralık olarak gönderildi. Gürses Kılıç'ın isteği üzerine Bozüyükspor, sezon başında Adanaspor'dan bonservisiyle birlikte alarak transferini gerçekleştirildi ve 2 yıllık sözleşme imzaladı. Çıkışını Bozüyükspor'da sürdürüyor diyebiliriz. Etkili performansıyla Bozüyükspor'a oldukça faydalı oluyor ve takımın önemli silahlarından birisi halinde. Orta sahanın ortasında görev yapan Mustafa, bu sezon oynadığı 21 maçta 3 de gol attı. Devre arasında Bozüyükspor yönetimi tarafından yapılan açıklamada kendisine süper ligden gelen tekliflerin olduğu belirtilmişti.

#Şener Özbayraklı (Bugsaşspor)
Arsinspor'dan amatör transfer olarak Ankara'ya adım attığında ilk olarak Ankaraspor alt yapısına gelmişti. Daha sonra 2009 yılında ilk profesyonel imzayı Keçiörengücü'ne attı. 1990 Artvin doğumlu Şener, Keçiörengücü'ne geldiği sezonun sonunda bir üst lige yükselerek Bugsaşspor'a transfer oldu. Geçen sene aldığı formayı henüz bırakmış değil ve ciddi bir istikrar sağladı. Bu sezon da aynı çizigisinde devam ediyor. Sağ bek mevkiinde görev yapan Şener, ligde geride kalan haftalarda sadece bir maç kaçırdı ve 20 maçta forma giydi. Ayrıca 2008 yılında U-18 milli takımına çağrılmış ve özel maçlarda 2 kez forma giymişti. Fakat milli takımlarda kalıcı olamadı. Benim dikkatimi çeken performansı özellikle 2010-11 sezonu play-off'larda Eyüpspor ve Sakaryaspor'a karşı oynadığı maçlarda göstermişti. Bu performansı sadece benim dikkatimi çekmekle kalmadı ve Boluspor başta olmak üzere bir çok takımdan transfer teklifi almıştı. Fakat sözleşmesi devam ediyor olması ve Bugsaşspor'un onu satmayı düşünmemesi üzerine Ankara'da kaldı. Bugsaşspor ile olan sözleşmesi 2013 yılına kadar devam ediyor. Fakat sözleşme bitene kadar ellerinde tutmaları biraz zor görünüyor. Kendisini çok değil 1-2 yıl içerisinde daha iyi yerlerde görebiliriz.

# Dikkat Edilmesi Gereken Diğerleri;
Genel olarak daha çok bu sezonun performanslarına bağlı kalarak üstteki isimleri ön planda tuttum ve bu yönde değerlendirmeyi yaptım. Aşağıda gördüğünüz isimlerde 2.ligin göze çarpan önemli yetenekleri arasında ve dikkatle izlenmesi, takip edilmesi gereken diğer oyuncular.

Orhan Ovacıklı, Fırat Arıkan, Zafer Kargoğlu (Bandırmaspor), Lokman Akyıldız (Kırklarelispor), Efecan Karaca (Sarıyer), Mustafa Kuru (Diyarbakırspor), Mustafa Kayabaşı, Emre İşçiler, Uğur Uğur (Balıkesirspor), Halil Çelik (Eyüpspor), Emre Yüksektepe, Samet Bülbül (Şanlıurfaspor), Berkay Günay, Kadir Atkın (Altınordu), Fatih Arat (Bugsaşspor), Mustafa Akbaş, Abdullah Karmil, Yunus İlgen (1461 Trabzon), Yasin Yener (Körfez FK), Uğur Aktaş (Fethiyespor), Furkan Aydın (Bozüyükspor).

16 Mart 2012 Cuma

Yeni Teknik Direktör; Nurettin Yılmaz



Uzaktan bakıldığında Turgut Uçar'ın dört puan farkla lider, herşey güllük gülistanlık bir takımın teknik direktörüymüş gibi görünüyor olabilir ve bu açıdan istifası ilginç gelebilir. Ancak kendisinin Bandırmaspor'u hedefe taşıyamayacağı, sonuna kadar götüremeyeceği son bir ayda kendini o kadar çok belli etmişti ki hem kendisi yalnız kalmıştı hemde taraftarından basınına ve hatta futbolsuna kadar herkesin ona olan inancı ve güveni kalmamıştı. Herşeyi geçtim böyle bir ortamda çalışması zaten sağlıksızdı. Ve bütün bunların ardından benim de şahsi yorumum yeni gelecek teknik direktörle istenilen sonuçlar alınmayabilir ya da başarısızda olabilir ancak Bandırmaspor büyük bir yanlıştan kurtulmuş olur şeklindeydi. İstenilen ve beklenilen gerçekleşti.

Haftalarca gerek taraftarların gerekse yerel basının ağır eleştirilerine maruz kalan ve en son Altınordu maçında özellikle yaptığı oyuncu değişiklikleri sabırları taşıran, tribünleri çığrından çıkaran ve haliyle "istifa" tepkilerini alan Turgut Uçar'ın görevinden ayrılmasının ardından Bandırmaspor yönetim kurulu yeni teknik direktörü Nurettin Yılmaz olarak belirledi. Sözleşmesini 1,5 yıllığına imzalayan Nurettin Yılmaz'ın yardımcıları onun isteği üzerine Nasuh Aköz ve İsmail Güney olduğunu ekleyelim.

Teknik direktörümüz Nurettin Yılmaz, Marmara Üniversitesi spor akademisi mezunu. Fakat kendisi bununla yetinmeyip eğitimine Almanya'da devam etmiş. Almanya’nın ilk ve tek spor yüksekokulu olan Deutsche Sporthochschule Köln Spor Merkezi’nde DSHS (SpoHo) eğitimi tamamlamış. Bundan dolayı olsa gerek kendisinin gurbetçi futbolculara ayrıca önem verdiğini öğrendik. Türkiye'ye döndükten sonra aralıklı zamanlarla sekiz yıl boyunca Yılmaz Vural'ın yardımcılığını yapmış. İlk teknik direktörlük deneyimini 2004-05 sezonunda Adana Demirspor'da yaşamış. Daha sonra Eyüpspor'da göreve başlamış ve 3 yıl burada devam etmiş. Göztepe ve Hatayspor teknik direktörlük yaptığı diğer takımlar olmuş.

Çok fazla uzatmayacağım. Kendisinin kariyeri başarılarla dolu değil. Açık söylemek gerekirse bilenlerden ve daha önce çalıştırdığı takımların taraftarlarından öğrendiğim kadarıyla oralarda çok iyi izler bırakmamış ve teknik direktörlüğü hakkında çok olumlu birşey söyleyenede rastlamadım. Ancak ligin bitimine sadece dokuz maç kaldı ve artık final haftalarındayız diyebiliriz. Böyle bir dönemde kariyerinde yaşadığı başarıların benim için pek önemi yok. Kalan ciddi süreci inançlı bir şekilde idare edebilmek bu yükü sağlam taşıyabilmek hedefe ulaştırır düşüncesindeyim. Bu takımın oynayacağı futbolun önüne geçmesin, takımı biraz çözsün ve anlasın yeterli. Bunun için önemli olan ve bu kısa sürede yeterli olabilecek güzel bir Kuşadası kampı geçirdi. Nurettin Yılmaz'ın bu işin okulunu okumuş birisi olarak bir vizyonu olduğunu düşünüyorum ve daha yukarılara çıkaramadığı teknik direktörlük kariyerini kurtarmak için kendisi adınada büyük bir şans olarak görüyorum. Bandırmaspor taraftarının artık yapması gereken Nurettin hocaya sahip çıkmak ve onun arkasında durmak olacaktır.

14 Mart 2012 Çarşamba

Palermo vs. Kızılcahamamspor

          Körfez FK - Kızılcahamamspor maçından

Kızılcahamamspor, Körfez FK deplasmanında giydiği pembe formasını geçen sene de kullanıyordu fakat adı o zaman Pursaklarspor'du. Bu sene de galiba ilk defa Denizli Belediyespor deplasmanında giymişlerdi. Daha ilk gördüğümde bana Palermo formasını andırdı ve baktım ki neredeyse farksız. Renk tonu harika ve çok güzel buldum üstelik yakışmışta. Sanırım bu formayı en çok seven ya da tahmin ediyorumki alternatif formalardan birisinin bu olmasında payı olan kişi Kızılcahamamspor başkanı Zeynep Bekçe olabilir.

                    Palermo - İnter maçından


Kızılcahamamspor oyuncu Volkan Nadir Yılmaz ve kendisini çıkaramadığım Körfez FK futbolcusunun ikili mücadelesinde formayı biraz daha ayrıntılı görmek mümkün.


* Kızılcahamamspor fotoğraflarını buradan alıntı yaptık.

12 Mart 2012 Pazartesi

Gittim, Gördüm #1 | Balıkesirspor 2-0 Altay

* Bandırmaspor'suz geçen bir hafta sonu nasıl değerlendirilir düşünceleri beni Balıkesir'e götürdü. Baktım ki Balıkesirspor - Altay maçı güzel bir pazar günü için ideal ve atladım sabah trenine yol aldım. İçimden bir ses otursana kardeşim sen evinde, pazar kahvaltısı falan ne bileyim birşeyler yap. Ama yok kim dinler. Bünye alışmış bir kere hafta sonu gelince hep futbol arayışı içine giriyor, futbol istiyor. Olmayınca olmuyor.


* Balıkesir'e indiğimde baktım herkes bir telaş içinde ve koşuşturmaca halinde. Tabii bu acelenin nedenini stadın önüne vardığımda anladım. Açık tribün tarafında iki farklı giriş kapısı açılmış. İlk gördüğümde bilet kuyruğu sanıp bir an eyvah dedim meğer bu uçsuz bucaksız, nereden başladığı görülmeyen dört ya da beş farklı yerden gelen sıralar stada girmek içinmiş. İmrendim açıkçası. Eşini, çocuğunu kapan soluğu statta almış ve müthiş bir kalabalık içeriye girmek için kıyasıya yarışıyor. Şehir havaya çoktan girmiş üstelik konuştuğum insanlardan anladığım kadarıyla takımlarından çokta memnun değiller. Maçın 15. dakikası oynanırken dışarıda insanlar sıradaydı. Ben diyeyim 10,000 siz deyin 15,000 kısacası stat tamamen doldu arkadaş. 


* Bu amcalar bando takımıymış. En azından kıyafetleriyle benziyorlar. Bana daha çok düğünlere giden çalgı ekibini anımsatıyor. Maç boyunca bütün tribünleri geziyorlar. Herkesi hareketlendirmek için çalıyorlar.

* Maça gelince; Balıkesirspor'u sezon başından beri çok iyi, mükemmel oynuyorlar gibisinden duyuyordum. Hatta kırmızı grupta olsalar şimdiden puan farkını çoktan açtıklarını, şampiyonluğu ilan ettiklerini söyleyenlere bile çok defa rastladım. Böyle bir beklentiyle izlemeye gittiğim için mi bilmiyorum iyiler ama abartıldığı kadar değiller. Ancak bu kadro bu ligde her şartta zirveyi zorlar öyle diyelim. Öncelikle tam anlamıyla bir takım olamamışlar. Takım savunması olarak zaafları bulunuyor. Zaman zaman bazı aksamalar da yaşamadılar değil. Fakat sahada kim ne yapacağını çok iyi biliyor, herkes kendi görevini yapıyor yani ne eksiği ne fazlası. Öncelikle Kerem Gülbahar, Rıza Efendioğlu, Orhan Terzi ve Caner Arıcı dörtlüsünden oluşan defans hattı kusursuz, hatasız işliyor. Bir de solda Hüseyin Kar, sağda Ali Akburç ileride Coşkun Yılmaz hemen arkasında Muhammet Reis ve buraya yakın oynamaya çalışan, arada destekleyen Mustafa Kayabaşı ile ne kadar iyi hücumculara sahip olduklarını söylemeye gerek yok sanırım.


* Altay maça hızlı başlayan taraf olsa da Balıkesirspor savunması onlara hiç bir şekilde nefes aldırtmadı. İlerleyen yaşı ve kocaman göbeğine rağmen Göksel Akıncı'nın bindirmeleri, Emrah Bedir'in atılan uzun topları alması, götürmesi ve rakip savunmayı zorlaması ilk yarıda Altay'ın elle tutulur tek iyi yanlarıydı. Göksel'i ayrıca takdir etmek gerekir. Sahanın en iyilerinden birisiydi ve herhalde bu gidişle 40'a kadar zorlayacak. Üstelik tekniğinden hiç birşey kaybetmemiş. Diğer etkilisi Emrah ikinci yarıda neden sahada yoktu ve oyundan alındı pek anlam veremedim. Altay'ı ilk defa izlediğimden mi bilmiyorum ama play-off'lara kalabilmek için dahi yetersiz gördüm. Aldıkları sonuçlarda zaten oldukça istikrarsız bir takım olduklarını kanıtlamaya yetiyor. Balıkesirspor'un oyunu dengelemesi çok zor olmadı. Çok fazla hücumcu, sürekli yüklenen bir görüntüleri yok belki ama geldiklerinde etkili geliyorlar. Altay kalesine gerçekleştirdikleri ilk tehlikeli atak gol ile sonuçlandı. Devre arasında alınan bir oyuncu olarak Hüseyin Kar'ın bu kadar faydalı oluşu bazı klişeleri yerle bir ediyor. Maçı adeta tek başına aldı dersek çokta abartmış olmayız. Dakikalar 25'i gösterirken tanıdığımız, sevdiğimiz bir isim Rıza'nın araya attığı mükemmel pas ile başlayan atak Hüseyin Kar'ın biraz da bireysel yetenekleriyle tamamladığı bir gole dönüştü.


* İlk yarı bitimine yakın yine sahneye çıkan isim Hüseyin Kar'dı. Sol kanattan mükemmel getirdiği topu adrese teslim bir ortaya dönüştürdü ve Ali Akburç çok güzel tamamladı. Maçın göz dolduranı ve en beğendiğim noktaları olarak Hüseyin Kar'ın attığı ve attırdığı goller dışında Mustafa Kayabaşı'nın kendi yarı sahasından alıp 3-4 kişiyi geçerek çok hızlı bir şekilde Altay ceza sahasına kadar sürdüğü fakat golü atamadığı pozisyonu söyleyebilirim. Bu sanırım ikinci yarıda yaşanmıştı. 70. dakikadan itibaren biraz daha tehlikeli ve organize gelmeye çalışan Altay'ın bu etkisi çok fazla sürmedi. 80'e kadar ne yapıp edip bir türlü golü bulamayınca zaten kendileride maçtan soğudular. Sonuç itibariyle Balıkesirspor 3 puanı neredeyse hiç zorlanmadan aldı ve galibiyet serisini 5'e çıkardı. Puanını 51 yaparak, 52 puanlı lider Şanlıurfaspor'u yakın takibini sürdürdü. Bense çıkarken stad köftesini tabii ki unutmadım ve aklımdaki cevapsız sorularla evime geri döndüm.

5 Mart 2012 Pazartesi

Sen Ne Kadar Doğrusun !?


Yine puan farkının açılabileceği, Mardinspor'dan gelecek 3 puan ve bay haftası öncesi lehimize çevirebileceğimiz avantajı sahamızda Altınordu ile golsüz berabere kalarak elimizin tersiyle itmiş olduk. Maç hakkında uzun uzadıya söylenecek çok fazla bir şey yok. Altınordu, beraberlik niyetiyle gelmiş fakat tüm hatlarıyla kendi yarı sahasına kapanmayan, katı savunmaya başvurmayan aksine hücumuda düşünen, pozisyonlar arayan bir takımdı. Niyetleri yanıltmadı fakat oyun anlayışlarını bu şekilde beklemiyordum. Tabii karşılaşmanın son bölümlerinde zaman geçirmek için yaptıkları çirkinlikleri bütün bunların dışında tutuyorum.

Gelelim esas konumuza. Bu haftaya kadar Turgut Uçar hakkında olumsuz çok fazla birşey söylemedim. Sadece futbol içinde anlam verilebilir bir yanı olmadığı ve hiç bir açıklamasını bulamadığım için oyunun son bölümlerinde defansı 5'lemesini eleştirmiştim onun dışında o günkü maça özel söylediklerim vardı. Fakat bu hafta benim bile sakinliğimi bozabilecek, çığrından çıkarabilecek nedenler gerçekleşti. Artık kendisine olan sabırlar tükendi. Altınordu karşısında maç ritmini yakalamış, tempo artmakta ve zaten golü bulmak istiyorsan maçın temposunu arttırmak, hızlandırmak zorundasın ve bu dakikalarda takımı ileriye taşıyan, kaleyi şutlarıyla deneyen, rakip defansı zorlayan Musa Sinan'ı ve Serdar Samatyalı'yı oyundan alırsan bu takımın elini ayağını kesmiş olursun. Bir takım iyi oynarken o takımı ancak yaptığın bu tür değişikliklerle bozabilirsin. Bunu bu haftadan sonra gönül rahatlığıyla söyleyelebiliyorum; sağolsun Turgut Uçar maçı kazanmamak için elinden geleni yaptı. Hatayla kazayla golü bulsaydık merak etmeyin Turgut hocanın ona da çözümü vardı. Kale arkasında Celal ısınıyordu ve skor avantajı yakaladığımız an üçüncü stoperi oyuna alarak beşli defansa dönecekti. Bu da başka bir rezillik.

Velhasıl kelam; un, yağ, şeker herşey var ama ne bileyim mesela bunlarla helva yapmak çok basittir ve yapılabilirde. Ancak ligin 23. haftası geride kalmışken henüz kadro istikrarını sağlayamamışken, elindeki kadroyu sezon başından bu yana belli bir sistem üzerine dahi oturtamamışken, yaptıkları bir haftası bir haftasını tutmuyorken kimse kusura bakmasın Turgut Uçar'ı da Bandırmaspor'da tutmanın, hiç umut vermeyen bir konu da ısrarcı olmanın anlamı yoktur. Çok açık ve net söylüyorum; olmayan taktiğin-planın, çıkardığın kadro, oyuna müdahalen yani yaptığın değişiklikler ve oyunu okuma bilgin dahil olmak üzere Bandırmaspor için yeterli değilsiniz sayın Turgut hocam. Ayrıca maç sonrası yaptığınız açıklamalarda haftalardır kendinizde hiç bir sorun yokmuş, hata yokmuş gibi davranmak bu yönde açıklamalar yapmakta neyin nesidir bilemiyorum. Hata yaparak öğrenen insanoğlunun kimi zaman kendisine sorması gereken sorular vardır. Sorular içinde bulunduğunuz duruma göre farklılık gösterir fakat bunlardan birisi "ben kadar doğruyum" sorusudur ve sorulması gerekir.

Turgut Uçar'ın bütün çabalarına rağmen liderliğimiz devam ediyor. Herkesin gördüğü, bildiği bir gerçek var ki böyle kolay bir grup bir daha denk gelmez bunu da ekleyelim. Son olarak Turgut Uçar gider, gitmez bilemem ya da olası gidişinden sonra sahada görmek istenilen futbol, beklenilen başarı gelir mi tabii onun garantisi yok, bilinmez. Ama benim fikrimce Bandırmaspor büyük bir yanlıştan kurtulmuş olur, yararınadır ve geriside önemli değildir.

1 Mart 2012 Perşembe

Başımız Sağolsun !


Herşeyden önce Bandırmaspor'u, Bandırmaspor'luluğu gelecek nesillere aktaran, Bandırma'nın sporuna ve Bandırma'ya da katkılar sağlamış, pek çok faydalı işler yapmış olan değerli bir insan aramızdan ayrıldı, koca bir çınar devrildi.

Bandırmaspor'da büyük emekleri geçen, kurucularından olan, aynı zamanda Bandırmaspor formasını da giyen, yıllarca Bandırmaspor kulübünde farklı görevlerde yöneticilik yapmış ve şuan kulübümüzün başkanı olan Mehmet Kılkışlı'nın babası değerli büyüğümüz Mustafa Kılkışlı'yı kaybettik. Allah'tan rahmet geride kalanlara sabır dilerim. Başta başkanımız Mehmet Kılkışlı, ailesi ve yakınları olmak üzere Bandırmaspor camiasının başı sağolsun. 


Toprağın bol olsun, nam-ı diğer "Eşekçi Mustafa"...

Golsüzlük v2 | Tek Forvet ve Ergün Çakır Tercihi



Bandırmaspor'un sezon başından bu yana en çok sıkıntı yaşadığı özellikle belli dönemlerde çok daha fazla hissettiği gol sorunu, oynadığı bir maçın tamamındaki pozisyon zenginliğine, atılan şutların sayısına, hücum gücüne, ofansif etkinliğine bakıldığında gayet net olarak anlaşılır haldeydi. Bu açıdan üst seviyelere ulaşan ve 22 hafta geride kalırken sınıfı geçtiğimiz maç sayısı eminim bir elin parmaklarını geçmez. Sahamızda oynadığımız Kızılcahamamspor ve Şekerspor maçlarını sayabilirim sadece onun dışında ofansif futboluyla gözleri dolduran bir maçımızı hatırlamıyorum.

Öyle ki; Bandırmaspor 22 haftayı tamamlamışken 21 maçta attığı 26 golle lider bir takım olarak maç başına oldukça düşük bir ortalama ile oynuyor. En yakın olarak geçtiğimiz yılın şampiyonu Göztepe 34 maçta 70 gol atarak sezonu tamamlamıştı. Hazır geçen sezona dönmüşken 22 hafta sonunda Bandırmaspor'un attığı gol sayısı 41 olmuştu. Aslında bu kırmızı grupta oynanan maçların az gollü geçiyor olmasından da kaynaklanıyor. Atılan gol sayıları daha normal olan beyaz grup ile kıyasladığımızda zaten 17 takımdan oluşan grupta tam olarak 10 takım Bandırmaspor'dan daha fazla gol atmış durumda. Kırmızı grupta ise sadece Fethiyespor (33), Kızılcahamamspor (31) ve Sarıyer (30) Bandırmaspor'u geride bırakan takımlar oldu.

Çift forvetli sistem ile oynayan takım, oynatan hoca kalmadı dersek son zamanlarda çok kullanılan bir cümleyi yerinde belirtmiş oluruz sanırım. Günümüzde artık çift forvet tercih edilmiyor. Yalnızca maç içince, oyunun belli bölümünden sonra bu yönde kenardan bir hamle gelebiliyor. 2.ligde bu sezonu ele alarak genellediğimde takip ettiğim izlediğim maçlarda çift forvet ile oynayan takım hatırlamıyorum. Geçen sezon daha iyi gol ortalaması ile oynadığımız dönemde teknik direktörümüz İsmail Ertekin'in de tek forvet oynattığını biliyoruz. Hatta Turgut Uçar'ın bu konuda aldığı eleştirilerin benzerlerini geçen sene İsmail hoca da almıştı.  İnsanlarımızda da değişmeyen klasik bir düşünce vardır ki, bir takım gol sıkıntısı yaşıyorsa direk olarak hocaya tepki gösterir ve çift forvet oynatmasını buna çözüm olarak görürler. Kimi zaman haklıdırlar, ama bazen ise gerçekten ezbere konuşanlarda vardır. Fakat bu yöndeki bütün eleştiriler İsmail Ertekin'in tercihini değiştiremediği gibi bugün de Turgut Uçar'ın tek forvet tercihini değiştirmeyecektir.

Çoğu zaman gol yollarında yaşanılan sıkıntının sebebi tek forvet oynuyor olmak değildir. Ya da şöyle söyleyelim, daha fazla forvet oyuncusu ile sahada yer aldığınızda bu problemi kesin olarak çözmeniz söz konusu da değildir. Bunu farklı nedenlere bağlayabiliriz. Ancak tercihinizi tek forvetten yana kullanıyorsanız kanat forvetlerinizin gole yakınlığı, gol vuruşları, bitiriciliği oldukça iyi olmalıdır dolayısı ile kanatlarınız sorunsuz çalışıyor olmalıdır. Veya forvet arkasında oynayan oyuncunuzun verimsizliği söz konusudur. Biraz daha genelleyelim ofansif yönde etkinliğinizi gerçekleştirecek herhangi bir noktada problem yaşıyorsunuzdur. Bir takım gol atamıyorsa elbette forvet oyuncusu ilk eleştirileri alan kişi olur ama ona gelene kadar olan bölümde sıkıntılar yaşıyorsanız sorun yalnızca forvetinizde ya da tek forvetli sisteminizde değildir. Üstelik bu sistemin gol yükü sadece tek forvet olarak sahada yer alan oyuncuda değildir.

Bandırmaspor'da Ergün'den istenildiği kadar verim alınamıyor olmasının temelinde bütün bu saydıklarımın hepsinden az biraz  mevcut. Ergün'e farklı açılardan bakıyor ve ona haksızlık ediyoruz düşüncesindeyim. Ona karşı tribünlerde benim pek anlam veremediğim bir öfke var. Kendisinin gol vuruşları zayıf ve bitiricilik konusunda çok iyi değil ve golcü kimliğide ön plana çıkmıyor. Fakat kanat forvetlere duvar olabilecek, ileride top tutabilecek bir santrafor. Rakip savunmaları oldukça zorlayan onlara karşı özellikle hava toplarında başarılı olan, ileride aldığı topları tutan ve olumlu olarak dağıtabilen bir forvet oyuncusu. Tek forvet olarak hemde bu tür bir oyuncuyu kullanıyorsanız üst paragrafta bahsettiğim gibi kanat forvetlerinizden daha fazla verim almalısınız. Buradaki sorun bu bölgelerde hiç bir oyuncumuzun yeteri kadar verimli olamadı ve istikrar sağlayamadı, skora katkı yapamadılar. Ersin Şahin (3 gol), Zafer Kargoğlu (3 gol), Turan Kuş (1 gol) ve hatta Orhan Ovacıklı'da burada şans verilen  oyuncular oldu. Fakat bir istikrar sağlanamadı ve haliyle uyumsuzluk bulunuyor. Bunun nedeni Turgut hocanın kararsızlığıdır. Sanırım Adıyamanspor maçından itibaren yükselen Musa Sinan (golü yok) performansı ve yine Adıyamanspor maçında ilk defa 11'de başlayan Serdar Samatyalı (golü yok) ile çözeceğimizi tahmin ediyorum.

Genel olarak herkesin beklediği Ergün yerine daha hızlı olan, adam eksiltebilen, top sürebilen ve gole daha yakın olan Koray Kurt'un 11'de başlaması ya da ikisinide oynatması. Bu şekilde de kalabalık savunmalara karşı Koray çaresiz kalıyor. Aralarında kayboluyor ve istediği toplarla buluşamıyor. Bu kadar şey söyledikten sonra elbette kendime göre bir çözümüm de var. Koray'ın topu ayağına aldığında ceza sahasına girebilen hızlı bir oyuncu olarak sol kanatta ona yer verilebilir. Sağ kanatta Musa Sinan, forvet arkasında Sefa Aksoy'un yerine Serdar Samatyalı düşünülebilir. Böylece orta sahanın ortasında Mesut ve Ercan ikilisini görmek daha uygun tercihler olacaktır. 

Biraz teknik direktörlüğüm tuttu galiba...